12 Nisan 2009

sokak lambası

bağırdı arkamdan bir ses,
hey genç!
durakladım arkama bakmak istedim, ama ben öyle her arkadan seslenene bakacak adam mıydım? sallamamaya gayret ettim. adımlarımı hızlandırdım, ses tekrar heeeeyy sana diyorum genç, diye bağırdı sanki. aklıma bi kedi gördüm sanki, gördüüm gördüüüm bir kedi gördüm, diyen tweety geldi. ne alaka demeyin geldi işte. sonra genç diye bir ses duyum sanki dedim kendi kendime. dönücektim, dönmeyiverdim yine devam ettim ama adımlarımı daha ağırdan aldım. adımladım yolumu ağır ağır. yanlızdım, o dönüp bakamadığım ses vardı sadece. neden yavaşladım? korkmalı mıydım? bilmem, ama daha da yavaşladım. yetişsin diye ses. yetişti daha yakından, Genç! Sana bağırmıyorum sanki, neden dönüp bakmıyosun ki? diyiverdi. bakmadım yine. eh bukadar yaklaştın gel bakalım dedim kendimce gelde görelim seni. yaklaştı, yaklaştı ve sessss daha da yaklaştı. topuklarını yere daha net vurmaya nefesini daha sık almaya başladı. heyyyy dedi ve sarstı omuzumdan güçlü bir el. döndüm baktım artık. ne el ne de sesin sahibi vardı... sarsılmıştım, eminim, sarsılmştım. genç bir sesin sahibi güçlü bir el tarafından. karanlığa ve sokak ışığına takıldı gözüm. cesaret verir gibiydi. sen yoluna devam et dedi sokak lambası. sanki git evine, dolanma bu saatlerde burada der gibiydi. git de ben de dinleniyim artık dese tam olucaktı. buralardan sorumlu o olmalıydı. sakin, vakur ve dimdikti. arkama bakıp kolaçan ettim, ses, topuk sesi, genç sesi.... yanlızdım. sokak lambası girdi koluma. eşlik etti eve kadar ve bir diğer arkadaşı selamladı kapının önünde, saygıyla. tıpkı diğerlerinin on metrede bir karşılayıp, mütebessim; iyi akşamlar edasıyla baktıkları ve selamladıkları gibi. anahtarımı çıkardım, karanlık girişi eğilip aydınlattı sokak lambası. kapıyı açtım, teşekkür ettim. sırtımı sıvazladı, genç dedi,
iyi geceler.

4 Nisan 2009

EL Kızı...

"hiç kimsenin yağmurun bile, böyle küçük elleri yoktu"

sıradan bir ders çıkışı ve
mecidiyeköy arabası.
sıradan bir adam, sıradan bir kalabalık...
sırrı mahfuz bir an için kalem tutuyor,
sırdan bir el kızına yazıyorum.
Otobüsteyim
kalabalık denemeyecek kadar ,
kalabalık bir otobüste.
istanbul şartlarında tabi!
curucuna şehir istanbul.
yanımda güzel bir kadın,
yüzüne bakamadığım kadar
ellerine bakıyorum,
yüzünü merak edip.
ama ellerinden alamıyorum gözlerimi.
uzuvların evlenmesini yaşıyorum.
gözlerim ellerine aşık oldu el kızı.
artık yüzünü merak etmiyorum.
bakabildiğim
tek uzvun ellerin belki,
ama sesini de duymuşluğum var.
sırdan bir kadının sıradan sesi!
sesini duymak yerine
ellerini tutmuşluğum olsun istedim bir an...
sesini duymayı ben seçmemiştim çünkü.
pardon ben elinizi tutsam?
efendim?
gözlerim ellerime baktı, otobüs durdu...
gördüğüm artık son duraktı.
büyü bozuldu, yüzüne baktım.
yüzünde ellerin vardı.
küçücük ellerin dünya kadardı.
Ellerinle tanışmak güzeldi
El kızı....