Bir bakarsın o da olur,
tüm denizler soda olur,
yağarsa birgün kırmızı karlar,
bütün ex-ler moda olur..
12 Şubat 2010
ölüm...
ölüm gidene kurtuluş,
kalana ise eziyet.
figan etmek kolay kolay da,
asıl sabretmektir meziyet...
kalana ise eziyet.
figan etmek kolay kolay da,
asıl sabretmektir meziyet...
26 Ocak 2010
Teferruatlar, Hakikatler...
teferrruat! hakikati gizleme artık
ne yaparsan yap, batmak isterse gemi sen durduramazsın
atılan kurşun varmadan kurbanına
kurtaramazsın istemezse, kurban olduğunu kabullenmez ki..
ama bırak düşsün, bırak vurulsun...
hem belki de düşmez, belki de vurulmaz.
belki de atılan kuşun değildir ve belki de bastığı zemin sağlamdır.
belki bu sefer yanılmamaktadır... belki!
anlıyorum korkuyorsun,
kork tabi, incinsin istemiyorsun belli.
kızgınsın da
hatta biraz da kırgınsın sanki.
bu sefer, bu sefer olmaz, bu sefer izin vermem der gibisin.
haddini bil!
hem ya korktuğun gibi değilse
ya aklı başındayasa
ama tetikte ol, düşerse diye,
o kalkamaz, olsun sen kaldıracaksın
o anlamazsa sen anlatacaksın...
sen varsın o da.
iy ki de var.
düşünme artık.
biliyorum,
şöyle okkalı bir yumruk borcun var
biliyorum hatta yumruk da yetmez bir kaç tekme de olsa.
ama
o var
sevmek zorunda da değilsin. saygı? sen bilrisin ama bırak!
bırak o sevsin
hem zaten siz birbirinizin nelerine katlanmaktasınız bir düşün,
ortak noktalarınız var var da, ya çatışan düşünceleriniz?
sen A isen o Z.
peki o zaman sonuç:
bunu onun sevmediğin ama onun parçası olan, fakat hiç açmadığınız kapalı kutular gibi düşün. Şimdilik açmayıver kuzum. Şimdilik.
Durduğun yeri bil
Herşey ne kadar karşıda da dursa,
O sensin sen de o.
Ayırma,
Ne varsa aslında sevmediğin onda,
yitiryorsa önemini duyduğun sevgi karşısında
salla o zaman,
hem bu duyduğun kin bile onun kılına zarar gelir korkusundan, yani aslında yine o sevgiden değil mi?
rahatla madem.
sarıl sımsıkı
bırakma
o sensin
sen de o
anla, dik dur, dik tut, bükülmesin çözülmesin
aklı havdaysa onun yerine sen bak, ışık ol yoluna
unutma o sensin...
.....
ne yaparsan yap, batmak isterse gemi sen durduramazsın
atılan kurşun varmadan kurbanına
kurtaramazsın istemezse, kurban olduğunu kabullenmez ki..
ama bırak düşsün, bırak vurulsun...
hem belki de düşmez, belki de vurulmaz.
belki de atılan kuşun değildir ve belki de bastığı zemin sağlamdır.
belki bu sefer yanılmamaktadır... belki!
anlıyorum korkuyorsun,
kork tabi, incinsin istemiyorsun belli.
kızgınsın da
hatta biraz da kırgınsın sanki.
bu sefer, bu sefer olmaz, bu sefer izin vermem der gibisin.
haddini bil!
hem ya korktuğun gibi değilse
ya aklı başındayasa
ama tetikte ol, düşerse diye,
o kalkamaz, olsun sen kaldıracaksın
o anlamazsa sen anlatacaksın...
sen varsın o da.
iy ki de var.
düşünme artık.
biliyorum,
şöyle okkalı bir yumruk borcun var
biliyorum hatta yumruk da yetmez bir kaç tekme de olsa.
ama
o var
sevmek zorunda da değilsin. saygı? sen bilrisin ama bırak!
bırak o sevsin
hem zaten siz birbirinizin nelerine katlanmaktasınız bir düşün,
ortak noktalarınız var var da, ya çatışan düşünceleriniz?
sen A isen o Z.
peki o zaman sonuç:
bunu onun sevmediğin ama onun parçası olan, fakat hiç açmadığınız kapalı kutular gibi düşün. Şimdilik açmayıver kuzum. Şimdilik.
Durduğun yeri bil
Herşey ne kadar karşıda da dursa,
O sensin sen de o.
Ayırma,
Ne varsa aslında sevmediğin onda,
yitiryorsa önemini duyduğun sevgi karşısında
salla o zaman,
hem bu duyduğun kin bile onun kılına zarar gelir korkusundan, yani aslında yine o sevgiden değil mi?
rahatla madem.
sarıl sımsıkı
bırakma
o sensin
sen de o
anla, dik dur, dik tut, bükülmesin çözülmesin
aklı havdaysa onun yerine sen bak, ışık ol yoluna
unutma o sensin...
.....
deneme, yanılma, denemeden yanılma, koklamadan sarılma, bayılmadan ayılma...
can sıkıntısı
yazma takıntısı
gece tıkıntısı
uyku mıymıntısı
uyu fısıltısı duydu birden.
kulak pası
ölü yası
hayvan kası
sefer tası
kadının hası
erkeğin alası
salağın daniskası
yazının turası
uyuzun bababsı
kaçın kurası
bu da baş belası
umumi helası
evin terası
aşk budalası
hint fukarası tut elinden.
saçmaladık
atlamadık
sallandık
dallanmadık
hallandık
kollanmadık
yalandık
yalamadık
cemiyetten
kovulmadık
harbiden
yorulmadık
istifaya
sarılmadık
bin bilirdik bilmesine
bir bilenden gocunmadık
sorgu süal ede durun
suallerden usanmadık
yılgın kalbin kapısını
şu kışlanın yapısını
bir gün olsun zorlamadık
denizde kum sizde yara
yok vallaha kaşımadık
tatlı tatlı gülse bile
paraya da satılmadık
sağ elimiz kaşındı hep
solu cepten çıkarmadık
yalan dolan işlere de
billahi biz dolanmadık
sorduk sarı çiçeğe de
cevabına aldırmadık
sevmediğimiz yaratılan var da
yaradandan ağlamadık
sert durduk acı çektik
ama nasır bağlamadık...
yazma takıntısı
gece tıkıntısı
uyku mıymıntısı
uyu fısıltısı duydu birden.
kulak pası
ölü yası
hayvan kası
sefer tası
kadının hası
erkeğin alası
salağın daniskası
yazının turası
uyuzun bababsı
kaçın kurası
bu da baş belası
umumi helası
evin terası
aşk budalası
hint fukarası tut elinden.
saçmaladık
atlamadık
sallandık
dallanmadık
hallandık
kollanmadık
yalandık
yalamadık
cemiyetten
kovulmadık
harbiden
yorulmadık
istifaya
sarılmadık
bin bilirdik bilmesine
bir bilenden gocunmadık
sorgu süal ede durun
suallerden usanmadık
yılgın kalbin kapısını
şu kışlanın yapısını
bir gün olsun zorlamadık
denizde kum sizde yara
yok vallaha kaşımadık
tatlı tatlı gülse bile
paraya da satılmadık
sağ elimiz kaşındı hep
solu cepten çıkarmadık
yalan dolan işlere de
billahi biz dolanmadık
sorduk sarı çiçeğe de
cevabına aldırmadık
sevmediğimiz yaratılan var da
yaradandan ağlamadık
sert durduk acı çektik
ama nasır bağlamadık...
28 Eylül 2009
KAYIP ŞİİR
Kayıp Şiir
Bir şiir yazmalı kayıp adında,
Şiirsiz şairlere atfedilmeli.
Bir şiir yazılmalı şiir tadında,
Yazılmadan daha kaybedilmeli.
Bir şiir yazmalı gaflet anında,
Gafil her ana vakfedilmeli.
Bir şiir yazılmalı caz makamında,
Bestesiz notalarda hiç edilmeli.
Bir şiir yazmalı han odasında
Yorgun yollarda sarf edilmeli.
Bir şiir yazılmalı tam ortasında,
Sonu hiç gelmeden bitirilmeli.
Bir şiir yazmalı köpükle suya
Zengin uyaklar akıp gitmeli
Bir şiir yazılmalı yitik bir koy’a
Vezinsiz dizelerde nakşedilmeli.
Bir şiir yazmalı tan ağarırken
Kuşluk vaktine yetişmemeli.
Bir şiir yazılmalı tam bağırırken,
Suskun çığlıklara hapsedilmeli.
Bir şiir yazmalı herkes uyurken,
Gecenin sessizliğini titretmeli,
Bir şiir yazılmalı ay tutulurken,
Aydınlık karanlığa terk edilmeli.
Bir şiir yazmalı silah zoruyla,
Nöbetçi mahkemeye sevk edilmeli.
Bir şiir yazılmalı devlet yoluyla,
Kanun namına zapt edilmeli.
Bir şiir yazmalı kayıp kaydında,
Kayıp arşivlere kaydedilmeli.
Bir şiir yazılmalı cinnet anında,
Bütün kötü şiirler katledilmeli.
Bir şiir yazmalı günün sonunda,
Geçen güne kaydedilmeli.
Bir şiir yazılmalı kayıp adında
Kayıp kayıplarda kaybedilmeli.
H.A.D 03:19/ 29,09,09 Salı
Bir şiir yazmalı kayıp adında,
Şiirsiz şairlere atfedilmeli.
Bir şiir yazılmalı şiir tadında,
Yazılmadan daha kaybedilmeli.
Bir şiir yazmalı gaflet anında,
Gafil her ana vakfedilmeli.
Bir şiir yazılmalı caz makamında,
Bestesiz notalarda hiç edilmeli.
Bir şiir yazmalı han odasında
Yorgun yollarda sarf edilmeli.
Bir şiir yazılmalı tam ortasında,
Sonu hiç gelmeden bitirilmeli.
Bir şiir yazmalı köpükle suya
Zengin uyaklar akıp gitmeli
Bir şiir yazılmalı yitik bir koy’a
Vezinsiz dizelerde nakşedilmeli.
Bir şiir yazmalı tan ağarırken
Kuşluk vaktine yetişmemeli.
Bir şiir yazılmalı tam bağırırken,
Suskun çığlıklara hapsedilmeli.
Bir şiir yazmalı herkes uyurken,
Gecenin sessizliğini titretmeli,
Bir şiir yazılmalı ay tutulurken,
Aydınlık karanlığa terk edilmeli.
Bir şiir yazmalı silah zoruyla,
Nöbetçi mahkemeye sevk edilmeli.
Bir şiir yazılmalı devlet yoluyla,
Kanun namına zapt edilmeli.
Bir şiir yazmalı kayıp kaydında,
Kayıp arşivlere kaydedilmeli.
Bir şiir yazılmalı cinnet anında,
Bütün kötü şiirler katledilmeli.
Bir şiir yazmalı günün sonunda,
Geçen güne kaydedilmeli.
Bir şiir yazılmalı kayıp adında
Kayıp kayıplarda kaybedilmeli.
H.A.D 03:19/ 29,09,09 Salı
12 Nisan 2009
sokak lambası
bağırdı arkamdan bir ses,
hey genç!
durakladım arkama bakmak istedim, ama ben öyle her arkadan seslenene bakacak adam mıydım? sallamamaya gayret ettim. adımlarımı hızlandırdım, ses tekrar heeeeyy sana diyorum genç, diye bağırdı sanki. aklıma bi kedi gördüm sanki, gördüüm gördüüüm bir kedi gördüm, diyen tweety geldi. ne alaka demeyin geldi işte. sonra genç diye bir ses duyum sanki dedim kendi kendime. dönücektim, dönmeyiverdim yine devam ettim ama adımlarımı daha ağırdan aldım. adımladım yolumu ağır ağır. yanlızdım, o dönüp bakamadığım ses vardı sadece. neden yavaşladım? korkmalı mıydım? bilmem, ama daha da yavaşladım. yetişsin diye ses. yetişti daha yakından, Genç! Sana bağırmıyorum sanki, neden dönüp bakmıyosun ki? diyiverdi. bakmadım yine. eh bukadar yaklaştın gel bakalım dedim kendimce gelde görelim seni. yaklaştı, yaklaştı ve sessss daha da yaklaştı. topuklarını yere daha net vurmaya nefesini daha sık almaya başladı. heyyyy dedi ve sarstı omuzumdan güçlü bir el. döndüm baktım artık. ne el ne de sesin sahibi vardı... sarsılmıştım, eminim, sarsılmştım. genç bir sesin sahibi güçlü bir el tarafından. karanlığa ve sokak ışığına takıldı gözüm. cesaret verir gibiydi. sen yoluna devam et dedi sokak lambası. sanki git evine, dolanma bu saatlerde burada der gibiydi. git de ben de dinleniyim artık dese tam olucaktı. buralardan sorumlu o olmalıydı. sakin, vakur ve dimdikti. arkama bakıp kolaçan ettim, ses, topuk sesi, genç sesi.... yanlızdım. sokak lambası girdi koluma. eşlik etti eve kadar ve bir diğer arkadaşı selamladı kapının önünde, saygıyla. tıpkı diğerlerinin on metrede bir karşılayıp, mütebessim; iyi akşamlar edasıyla baktıkları ve selamladıkları gibi. anahtarımı çıkardım, karanlık girişi eğilip aydınlattı sokak lambası. kapıyı açtım, teşekkür ettim. sırtımı sıvazladı, genç dedi,
iyi geceler.
hey genç!
durakladım arkama bakmak istedim, ama ben öyle her arkadan seslenene bakacak adam mıydım? sallamamaya gayret ettim. adımlarımı hızlandırdım, ses tekrar heeeeyy sana diyorum genç, diye bağırdı sanki. aklıma bi kedi gördüm sanki, gördüüm gördüüüm bir kedi gördüm, diyen tweety geldi. ne alaka demeyin geldi işte. sonra genç diye bir ses duyum sanki dedim kendi kendime. dönücektim, dönmeyiverdim yine devam ettim ama adımlarımı daha ağırdan aldım. adımladım yolumu ağır ağır. yanlızdım, o dönüp bakamadığım ses vardı sadece. neden yavaşladım? korkmalı mıydım? bilmem, ama daha da yavaşladım. yetişsin diye ses. yetişti daha yakından, Genç! Sana bağırmıyorum sanki, neden dönüp bakmıyosun ki? diyiverdi. bakmadım yine. eh bukadar yaklaştın gel bakalım dedim kendimce gelde görelim seni. yaklaştı, yaklaştı ve sessss daha da yaklaştı. topuklarını yere daha net vurmaya nefesini daha sık almaya başladı. heyyyy dedi ve sarstı omuzumdan güçlü bir el. döndüm baktım artık. ne el ne de sesin sahibi vardı... sarsılmıştım, eminim, sarsılmştım. genç bir sesin sahibi güçlü bir el tarafından. karanlığa ve sokak ışığına takıldı gözüm. cesaret verir gibiydi. sen yoluna devam et dedi sokak lambası. sanki git evine, dolanma bu saatlerde burada der gibiydi. git de ben de dinleniyim artık dese tam olucaktı. buralardan sorumlu o olmalıydı. sakin, vakur ve dimdikti. arkama bakıp kolaçan ettim, ses, topuk sesi, genç sesi.... yanlızdım. sokak lambası girdi koluma. eşlik etti eve kadar ve bir diğer arkadaşı selamladı kapının önünde, saygıyla. tıpkı diğerlerinin on metrede bir karşılayıp, mütebessim; iyi akşamlar edasıyla baktıkları ve selamladıkları gibi. anahtarımı çıkardım, karanlık girişi eğilip aydınlattı sokak lambası. kapıyı açtım, teşekkür ettim. sırtımı sıvazladı, genç dedi,
iyi geceler.
4 Nisan 2009
EL Kızı...
"hiç kimsenin yağmurun bile, böyle küçük elleri yoktu"
sıradan bir ders çıkışı ve
mecidiyeköy arabası.
sıradan bir adam, sıradan bir kalabalık...
sırrı mahfuz bir an için kalem tutuyor,
sırdan bir el kızına yazıyorum.
Otobüsteyim
kalabalık denemeyecek kadar ,
kalabalık bir otobüste.
istanbul şartlarında tabi!
curucuna şehir istanbul.
yanımda güzel bir kadın,
yüzüne bakamadığım kadar
ellerine bakıyorum,
yüzünü merak edip.
ama ellerinden alamıyorum gözlerimi.
uzuvların evlenmesini yaşıyorum.
gözlerim ellerine aşık oldu el kızı.
artık yüzünü merak etmiyorum.
bakabildiğim
tek uzvun ellerin belki,
ama sesini de duymuşluğum var.
sırdan bir kadının sıradan sesi!
sesini duymak yerine
ellerini tutmuşluğum olsun istedim bir an...
sesini duymayı ben seçmemiştim çünkü.
pardon ben elinizi tutsam?
efendim?
gözlerim ellerime baktı, otobüs durdu...
gördüğüm artık son duraktı.
büyü bozuldu, yüzüne baktım.
yüzünde ellerin vardı.
küçücük ellerin dünya kadardı.
Ellerinle tanışmak güzeldi
El kızı....
sıradan bir ders çıkışı ve
mecidiyeköy arabası.
sıradan bir adam, sıradan bir kalabalık...
sırrı mahfuz bir an için kalem tutuyor,
sırdan bir el kızına yazıyorum.
Otobüsteyim
kalabalık denemeyecek kadar ,
kalabalık bir otobüste.
istanbul şartlarında tabi!
curucuna şehir istanbul.
yanımda güzel bir kadın,
yüzüne bakamadığım kadar
ellerine bakıyorum,
yüzünü merak edip.
ama ellerinden alamıyorum gözlerimi.
uzuvların evlenmesini yaşıyorum.
gözlerim ellerine aşık oldu el kızı.
artık yüzünü merak etmiyorum.
bakabildiğim
tek uzvun ellerin belki,
ama sesini de duymuşluğum var.
sırdan bir kadının sıradan sesi!
sesini duymak yerine
ellerini tutmuşluğum olsun istedim bir an...
sesini duymayı ben seçmemiştim çünkü.
pardon ben elinizi tutsam?
efendim?
gözlerim ellerime baktı, otobüs durdu...
gördüğüm artık son duraktı.
büyü bozuldu, yüzüne baktım.
yüzünde ellerin vardı.
küçücük ellerin dünya kadardı.
Ellerinle tanışmak güzeldi
El kızı....
28 Şubat 2009
Ön söz, Öz söz, Has söz, Az söz
Ben geldim blog!
Şimdi bana nası yaaani? diye sorman gerekiyo anladın sanırsam. Eh bu da bana cevap hakkı doğurur malum. Belki diyorum yazmaya başlarım, bir bahane oluverirsin. Blog mlog takılırız bütün camia. Bugünün tarihini benim yerime at. Zira ben her aldığım kitaba atmaya sözverdiğim tarihleri dahi atmam. Sonra da yaklaşık olarak belirleyip karaladığım tarihe her baktığımda bir kandırılmışlık ve yapaylık hissine kapılırım. Aynı sorunu seninle yaşamak istemiyorum. Neyseki bu işi benim yerime yapacağına hiç şüphem yok. Seni sevmeye bile başladım biliyo musun? Herneyse artık demir almak vakti geldi. Herzaman geciktirdiğim kahvaltımı bu saatte de olsa yapmak istiyorum; adına da kahvaltı demek istiyorum saate aldırmadan. Kahvaltı o gün yediğin ilk öğün müdür yoksa en geç saat 12 ye kadarki zaman diliminde yaparsan bu adı hak eder hep düşünmüşümdür. Saçma buluyosun di mi? Psikoloji işte. Kendimle başbaşa kaldığımda böyle oluyorum. Tamam kalktım.
Kahvaltı mönüsü: Çay, Haşlanmış yumurta, Kuymak ( İyi yaparım bunu da bil), Zeytin, Peynir.
Allah olmayanlara da versin.
Amin...
Şimdi bana nası yaaani? diye sorman gerekiyo anladın sanırsam. Eh bu da bana cevap hakkı doğurur malum. Belki diyorum yazmaya başlarım, bir bahane oluverirsin. Blog mlog takılırız bütün camia. Bugünün tarihini benim yerime at. Zira ben her aldığım kitaba atmaya sözverdiğim tarihleri dahi atmam. Sonra da yaklaşık olarak belirleyip karaladığım tarihe her baktığımda bir kandırılmışlık ve yapaylık hissine kapılırım. Aynı sorunu seninle yaşamak istemiyorum. Neyseki bu işi benim yerime yapacağına hiç şüphem yok. Seni sevmeye bile başladım biliyo musun? Herneyse artık demir almak vakti geldi. Herzaman geciktirdiğim kahvaltımı bu saatte de olsa yapmak istiyorum; adına da kahvaltı demek istiyorum saate aldırmadan. Kahvaltı o gün yediğin ilk öğün müdür yoksa en geç saat 12 ye kadarki zaman diliminde yaparsan bu adı hak eder hep düşünmüşümdür. Saçma buluyosun di mi? Psikoloji işte. Kendimle başbaşa kaldığımda böyle oluyorum. Tamam kalktım.
Kahvaltı mönüsü: Çay, Haşlanmış yumurta, Kuymak ( İyi yaparım bunu da bil), Zeytin, Peynir.
Allah olmayanlara da versin.
Amin...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
